100 dolar yetmez

Meşhur bir hikayedir. Bir müşteri otele girer. 100 dolar bırakır ve odayı beğenirse kalacağını söyler. Odaya çıkar. O sırada otel sahibi bu 100 doları alır bakkala koşar ve borcunu öder. Bakkal da bu parayla toptancısına ödemesini yapar. Toptancı parayı alır. O da gider işçisine ödeme yapar. Bu işçi de borcu olduğu otele gider ve oradaki hesabını kapatır. Bu sırada odayı beğenmeyen müşteri resepsiyona döner ve verdiği parayı geri ister. Otel sahibi de işçinin ödeme yaptığı bu parayı müşteriye iade eder. Ortaya bırakılan 100 dolar, dönüp dolaşıp müşterinin eline dönmüştür fakat bu dolaşımda otel, bakkal, toptancı, işçi borçlarını ödemiş olur. Tek bir 100 dolar, 100 dolardan daha fazla açığı kapatmış, 4 katı hacim yaratmıştır.

Türkiye ekonomisinin bugün bu 100 dolara ihtiyacı olduğu söyleniyor. Ekonomide likidite sıkıntısı var. Borçlar ödenemiyor. Yeniden yapılandırılarak çevriliyor. Bankalar yeni kredi vermekte isteksiz davranıyor. Para dolaşmıyor. Likidite sıkıntısının bir boyutu bu. Fakat yukarıdaki hikayedeki gibi birinin “alın size 100 dolar” deyip piyasayı hareketlendirmesi yetmez. Bu paranın borcunu ödeme niyeti olan veya harcama, yatırım yapma niyeti olan kişilere gitmesi gerekiyor. Tüm bunlar da aslında piyasanın canlandığına olan inançla oluşuyor.

Bugün eline geçen parayı “aman yarın ne olacağı belli olmaz, bu para kenarda dursun” diye kenarda tutmak piyasadaki canlanmayı engelliyor. Borcu olan parası olsa da ödemiyor, borcu olmayan da harcamıyor. Ekonomiye olan güvenin önemi işte burada ortaya çıkıyor. Tüketimin, harcamaların, yatırımların güven eksikliğinden ertelendiği bir ortamda piyasaya eklenen 100 dolar, hikayedeki etkiyi yaratmıyor.

Etiketler:

Tüm yazılar

1/3