Dış politikada neler oluyor, neden oluyor?

Dış politika haberlerini yakından takip edenler fark etmiştir. Ne olduysa son aylarca yakın coğrafyamızda hareketlilik ciddi şekilde arttı. Bir anda durup “Artık tartışmayalım, konuşalım” demiş gibi diyalog arayışları başladı. Türkiye’de de bu arayış var. Hükümetin Avrupa Birliği, Mısır, Libya, Suudi Arabistan ve İsrail'le ilişkileri düzeltme veya işbirliğini artırmak istediğini görüyoruz. Tabii ki dış politikadaki bu kesin ve sert dönüşlere ilk defa şahit olmuyoruz. Mutlaka ya içeriden ya dışarıdan bazı tetikleyiciler oluyor. Neler oluyor ve bu sefer neden oluyor kısaca notlarımızı alalım.


Önce son aylarda neler olduğunu hatırlayalım. Geçtiğimiz haftalarda Viyana’da Birleşmiş Milletler öncülüğünde gayriresmi Kıbrıs müzakereleri başladı. Görüşmelerden somut bir sonuç çıkmasa da yeni bir diyaloğun başladığını ve süreceğini görüyoruz. Kıbrıs konusuyla beraber en ciddi adım (şimdilik) 2013’ten bu yana ilişkilerin bozuk olduğu Mısır’la atılıyor. Geçtiğimiz haftalarda başlayan ön görüşmeler, Dışişleri Bakan Yardımcısı’nın Mısır’a ziyareti ile önemli bir aşamaya evrildi. Önümüzdeki aylarda Bakan düzeyinde görüşmelerin başlayabileceği söyleniyor. Fakat Mısır’la iş bitmiyor. Suudi Arabistan’la ilişkiler 2010 sonrası Arap Baharı’ndaki farklı tutumlar sebebiyle gerilmiş, gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle kopma noktasına gelmişti. Oradan da değişim işaretleri geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Kral Selman Kasım 2020’de diyalog kapılarının açık tutulmasında mutabakata varmıştı. Geçen hafta ise bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiler ve akabinde Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun 11 Mayıs’ta (bugün) S. Arabistan’a bir ziyaret gerçekleştireceği basına yansıdı. Suudilerle işi düzeltsek yine bitmiyor. Bu sefer İsrail bekliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan Aralık 2020’de İsrail’le ilişkileri düzeltmek istediklerini belirtmişti. Kudüs olayları sebebiyle artan gerginliğe rağmen İsrail’de hükümetin kurulması sonrası karşılıklı adımların atılabileceğini söyleyebiliriz. Hatta sonraki aşamada Ak Parti’nin dış politikadaki bu hızlı dönüşlerine Suriye’de bile şahit olabiliriz. Suriye iç savaşında çatışmalar azaldı. Yakında gerçekleşecek seçimlerde Esad yeniden devlet başkanı seçilecek. Arap ülkeleri Suriye’yi yeniden Arap Birliği’nde görmek istiyor. Yani muhataplarda bir değişim yok. Esad yönetimiyle üst düzey görüşülmesi yakın zamanda çok olası değil fakat hükümet, ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde teröre verdiği desteği maalesef görmezden gelebilir. Suriye’nin kuzeyinde politikamız değişebilir veya değişime zorlanabilir.


Peki tüm bu değişimin arka planında ne var? Değişimin sebebi ne? Bununla ilgili Bloomberg’te geçtiğimiz hafta bir analiz yayınlandı. Türkiye’nin bölgede ilişkilerini resetlemek istediğini belirten analizde “(resetleme hamlesi) Bu hamle ABD Başkanı Joe Biden’ın Kasım ayında seçimi kazanmasından sonra istediği Orta Doğu’daki ilişkilerin yeniden geniş ölçekte düzenlenmesi hamlesiyle eş gidiyor” iddiası ortaya atıldı. Sadece Türkiye’ye yönelik bir yorum olsa da aslında tüm bölgenin ABD’nin bölge politikasına paralel hareket etmek istediği açık. İlk başta söylediğimiz gibi… Bölgemizdeki şahit olduğumuz “Artık tartışmayalım, konuşalım” tavrının sebebi bu… ABD bölgede yeni bir vizyon belirliyor. Afganistan’dan çekiliyor, Suriye’de gücünü artırıyor. NATO ülkeleriyle Ukrayna meselesi üzerinden Rusya’ya yükleniyor. Ayrıca Trump’ın çekildiği İran’ın nükleer anlaşmasına geri dönüş için yapılan müzakereleri yeniden başlatıyor. Yani ABD büyük oranda Trump öncesi dış politikasına geri dönüyor. Hükümet iç siyasette olduğu gibi dışarıda bu yeni politikaya uyum derdinde…

Tüm yazılar

1/3