Büyümeye rağmen artan işsizlik ve umutsuzluk

Geçen ay açıklanan büyüme verisiyle yılın ilk çeyreğinde %7 oranında büyüdüğümüzü öğrendik. Salgın koşullarının en ağır hissedildiği geçen yıl %1,8 büyüdüğümüz açıklanmıştı. Dünya ekonomisi ve özellikle gelişmiş ülkeler daralırken biz büyüyebilmiştik. Bu yıl geneli için beklenti de büyüme olacağı yönünde. Dünya Bankası 2021’de Türkiye’nin %5 büyüyeceğini tahmin ederken, IMF’nin tahmini %5,75 düzeyinde. TCMB’nin piyasa katılımcıları anketindeki oran ise %4,9…


Gerçekleşmeler ve tahminler bu verilere göre iyi görünüyor. Fakat büyüme tek başına yeterli değil ve esasen vatandaşın beklentisi önemli... Mesela TÜİK'in açıkladığı ekonomi güven endeksi ve tüketici güven endeksi uzun zamandır 100’ün altında geliyor ve bu seviyeler kötümserliğin önemli bir işareti. Ayrıca MetroPoll araştırma şirketinin Nisan ayında yaptığı anket var. Ankete katılanların %51’i "önümüzdeki 1 yıl içinde ekonominin iyiye gitmeyeceğini" söylüyor. İyiye gidecek diyenlerin oranı %23’te kalıyor. Benzer birçok araştırmanın gösterdiği gibi ekonominin kısa zamanda düzelmeyeceği genel bir kanı. Kitlesel bir umutsuzluk var. Ekonomide beklentilerin gerçeğe dönüşmesinin çok olası olduğu biliniyor. Umut yoksa çaba olmayacağı, çaba olmayınca da başarı olmayacağı için olumsuz beklentiler gerçeğe dönüşebilir. Yani durum iç açıcı değil. Umutsuzluğun nedenlerini sorgulamak gerekiyor.


Umutsuzluğun birçok nedeni var. İki tanesinden bahsedeceğim. Birincisi sürekli artan işsizlik… Türkiye yıllardır büyüme sergilerken işsizlik sürekli artıyor. Bundan üç buçuk sene önce, 2018 Ocak ayında 3,2 milyon işsiz varken 2021 Nisan ayında işsiz sayısı 4,5 milyona ulaşmış. Üç buçuk senede işsizlere 1,3 milyon kişi eklenmiş. 2018 Ocak’ta işsizlik oranı %9,9 iken 2021 Nisan’da %13,9’a sıçramış. İstihdam yaratmayan büyüme diye bir şey duymuştuk ama işsizliği artıran büyümeyi yeni öğreniyoruz. İlginçtir, işçi çıkarma yasağına rağmen artış böyle. Yasaklardan sonra gerçek resmi herhalde görürüz. Umutsuzluğun ikinci nedeni hükümetin salgın desteklerindeki yetersizliği… Bir buçuk senedir süren salgında insanlar gerçekten kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı ve artık tükendi. MetroPoll’ün araştırması bunu da gösteriyor. Mayıs ayında yapılan ankette "hükümetin salgında verdiği destekleri yeterli bulmayanların" oranı %70’e ulaşıyor. Bu veriyi IMF raporunun da desteklediğini görüyoruz. Rapora göre Türkiye salgın desteklerinde gelişmekte olan ülkeler arasında vatandaşına en az destek veren ülkelerden… Hükümetin ilave harcamalar, vazgeçilen veya ertelenen gelirler* yoluyla verdiği desteklerin toplamı milli gelirin %2,5’ine tekabül ediyor. (Bedava! aşı dahil) Mali desteklerde durum böyleyken hükümet kredide birinciliği yine kaptırmıyor. Salgın kapsamında verilen kredi ve garanti desteklerinde Türkiye önde geliyor hatta toplam kredi büyümesinde gelişmekte olan ülkeler arasında birinci sırada yer alıyor. Yakın tarihin gördüğü en büyük salgında hükümet “borç” verdim diye övünse de vatandaşımız kredilerle ötelenen sorunlarla yakında yüzleşmek zorunda kalacağını biliyor. Bu yüzden umutsuzluk her geçen gün artıyor.


*Salgın desteklerinin detayları için tıklayınız.


İlgili Yazılar:

Tüm yazılar

1/3