Anayasa gündemi II: MHP’nin anayasa önerisinde ne var?

Başkanlık sisteminin revize edilmesinin yeterli olmayacağını ve yeni bir sayfa açmak gerektiğini önceki yazıda belirtmiştim. Yeni sayfanın ne olduğuna bir sonraki yazıda değineceğim. Önce Cumhur ittifakının ortağı MHP’nin anayasa önerisini inceleyelim. Hatırlarsanız MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin 4 Mayıs’ta kamuoyuyla paylaştığı anayasa önerisi “Türk Başkanlık modelinin anayasası” olarak lanse edilmişti. O konuşmada Bahçeli 82 Anayasasından mevcut anayasa olarak bahsederken bu anayasa ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi arasında “onarımı, tamiri ve telafisi imkânsız bir çelişki ve uyumsuzluk” olduğunu vurguladı. 82 Anayasasında bugüne kadar “19 defada 184 değişiklik” yapıldığını hatırlattı ve bunların anayasanın sistematiğini bozduğunu söyledi. Gerekçeleri temelde böyle…


Önerinin içeriğinde ise başlangıç, genel esaslar, temel hak ve ödevler, cumhuriyetin temel organları ve son hükümler olmak üzere dört kısım var. Anayasa gündemi serimizin ana teması Başkanlık sistemi olduğu için üçüncü kısma, "Cumhuriyetin Temel Organlarına" odaklanalım. Burada yasama, yürütme ve yargı düzenleniyor. Yasama tarafında TBMM'nin yetkilerinin artırılacağından bahsediliyor. TBMM Başkanı'na "tarafsız” konumuyla milli uzlaşmanın sağlanmasında ve siyasi krizlerin çözümünde arabuluculuk işlevi yükleniyor. Meclis’i kanun yapımında, antlaşmaların onaylanmasında ve sona erdirilmesinde, bütçenin kabul edilmesinde, anayasal kurum ve kuruluşlara üye seçmede, meclis soruşturması açılmasında güçlendirme öneriliyor. Ayrıca hükümet programının TBMM’ye sunulacağı belirtiliyor. Başkanlık kararnameleri ile kanunların yetki alanlarının çatışmayacak şekilde tasarlanacağını söylemesi de önemli... Güncel durumda yetki alanları konusu Avrupa Birliği’nin Türkiye raporuna yansıdı. Dün yayınlanan raporda Haziran 2020- Haziran 2021 döneminde Cumhurbaşkanı kararnamesi alanına girmeyen konularda 77 kararname yayınlandığı, Meclis’in ise 871 yasa teklifinden 61’ini onaylamış olduğu yazılı. Önceki yazıda bahsetmiştim. Kararnamelerin aşırı kullanımı TBMM’nin yasama işlevini azaltması bakımından önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.


2018’de Cumhur ittifakı öncülüğünde değiştirilen anayasanın yürütme tarafında da bir düzeltme öngörülüyor. Taslakta yürütme “Başkan” ve “İdare” olarak iki başlık altında yeniden düzenleniyor. Başkanla birlikte iki Başkan yardımcısının seçilmesi önerilirken Başkanlık Kabinesi için anayasal statü getiriliyor. Malum şu anda anayasal olarak kabine diye bir kurum yok. Yürütme yetkisi mevcut başkanlık sisteminde Cumhurbaşkanında... Yani tek kişide… MHP önerisi bu anlamda bir revizyon getiriyor. Üçüncü kısmın diğer bölümü, bağımsızlığı konusunda şüphelerin had safhada olduğu yargıya ayrılıyor. Erdoğan ve Bahçeli’nin eleştirilerini üzerine çeken Anayasa Mahkemesi yüksek mahkeme olarak değil, özel bir statüde düzenleniyor. Yüce Divan yargılaması ve siyasi parti kapatma davaları Anayasa Mahkemesi’nin yetkisinden alınıyor, "Yüce Divan" adıyla oluşturulan yeni bir mahkemeye veriliyor. Yargının yeniden yapılanmasında "yargı ayrılığı sistemi" devam ettiriliyor. Hâkimler ve Savcılar Kurulu, "Yargı Yüksek Kurulu" adıyla yeniden düzenleniyor. Sonuç olarak tümüyle değerlendirildiğinde “Cumhuriyetin temel organlarında” bir revizyon planlandığı açık. Fakat detaylar açıklanmadığı için yürütme yetkilerinin kullanımı veya yasamanın işlevselliğinin hangi araçlarla hayata geçirileceğine; yargı bağımsızlığının nasıl sağlanacağına ilişkin yorum yapmak zor. Böyle durumlarda geçmiş tecrübeleri hatırlamak, aslında söyleyene bakmak gerekiyor. Çünkü sistem ne olursa olsun iş uygulamada bitiyor. Sistemin bugünkü uygulayıcıları maalesef iyimser olmamızı engelliyor. O yüzden yepyeni bir sayfa açmak gerekiyor.

Tüm yazılar

1/3