Rekabetçi kur ve ihracatımızın ithalata bağımlılığı

Türkiye 2019 yılında 180 milyar dolar ihracat, 210 milyar dolar ithalat yaptı. Ticaret dengemiz negatif. İhracatımız birkaç istisna yıl haricinde hiçbir dönemde ithalatımızı aşamadı. Dış ticaret dengesinde pozitif tarafa geçemiyoruz. İhracata yönelik devlet destekleri, kredi teşvikleri olumlu karşılansa da ihracatta istenen sıçrama bir türlü yakalanamıyor. İhracatta artış sınırlı kalıyor. Hatta Türk Lirasının değer kaybetmesi ile Türk mallarını daha ucuz hale getiren rekabetçi kur bile etkisiz kalıyor. Buna sebep olarak ihracatımızın ithalata bağımlılığı gösteriliyor. Bu yazıda dış ticaretimizin hangi ürünlerde yoğunlaştığını ve hep tartışma yaratan bir konu olan ithalata bağımlılığımızı rekabetçi kur üzerinden değerlendireceğiz.

Önce Ticaret Bakanlığı’nın yayınladığı TÜİK verilerine dayanan dış ticaret istatistiklerini inceleyelim. Türkiye’nin 2019’da yaptığı 180 milyar dolarlık ihracatın %12’si yatırım (sermaye) mallarından oluşuyor. %47’si ise ara mallardan oluşuyor. Bunun da kendi içinde en büyük payını “sanayi için işlem görmüş hammaddeler” oluşturuyor. Büyük ölçüde ara malı ihracatına dayanan bir ihracat yapımız var. İhracatta kalan %40’lık kısım ise tüketim mallarından oluşuyor. (Ayrıntılar için Tablo 1’e bakınız) Kabaca değerlendirdiğimizde dünyaya ara malı/hammadde sağlayan, tüketim mallarında ise öncelikle ithal girdi kullanan sektörlere dayanan ihracat yapımız var. Şimdi ithalata bakalım. Yatırım malı ithalatı toplam ithalatın %12’sini oluşturuyor. Ara malı ithalatımız ise %77 gibi büyük bir orana sahip. Yani ithalatımızda ihracatta olduğu gibi hammadde oranı çok yüksek. (İthalatın beşte birini oluşturan enerjiyi de hesaba katmak gerek.) Tüketim malları ise ithalatın %10’unu oluşturuyor. (Ayrıntılar için Tablo 2’ye bakınız) Bu iki tablo bize çok şey anlatıyor. Türkiye yoğun şekilde ara malı ihraç eden ve daha yoğun şekilde ara malı ithal eden bir ekonomi… Gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi yüksek hammadde ara malı/ithalatımız var ama gelişmekte olan ülkeler gibi yüksek ara malı/hammadde ihracatımız var. İlginç bir görünüm… Hammadde alıp işleyip katma değer yaratarak özellikle nihai ürün olarak ihraç etmek en doğru hareket fakat tablolar bunun istenen düzeyde olmadığı hakkında izlenim veriyor. İlk izlenimimiz, ithal ettiğimiz ürünleri çoğunlukla yurt içi satışlara yönelik üretimde kullandığımızı gösteriyor. Ya da nihai ürün yerine işleyip az da olsa katma değer yaratarak çoğunlukla yine ara malı olarak satıyoruz. İthal girdi, tüketim malı ihracatına istenen seviyede dönüşmüyor olabilir.

Şimdi ihracatımızın ithalatımıza bağımlılığına bakalım… Kullandığımız tablolardaki kalemlerin birbiriyle olan ilişkisi hakkında bir izlenim verecek. Bunun için ihracatımızdaki ithal girdi oranını araştıran çalışmalara göz atacağız. OECD, 2016 verilerine göre [1] Türkiye’nin ihracatta ithal girdi oranını %16,5 olarak hesaplıyor. Yani 100 dolarlık ihracatımızın 16,5 doları ithal girdiye dayanıyor. Bu oran Türkiye’nin ithal girdi bağımlılığında dünya ortalamasının altında olduğunu gösteriyor. Örneğin Almanya’nın oranı %20,3, Güney Kore’ninki %30,4 iken Çin’in oranı bizimkiyle neredeyse aynı: %16,6. OECD ihracatın içindeki doğrudan ithal girdiyi baz alarak makro bir hesap yapıyor. Bir de TCMB ekonomistlerince [2] 2019’da yapılan mikro bir çalışma var. Firmalar bazında yapılan bu analiz ihracatçının hem doğrudan ithal ettiği hem de yurt içinden tedarik ettiği ithal girdileri de hesaba katarak çalışmayı genişletiyor. Yani ihracatçının “tedarikçisinin tedarikçilerinin” ithal girdisini de dahil ediliyor. Böyle hesaplanınca ithal girdi oranı %45’e yükseliyor. Dolayısıyla ihracatın ithalata olan bağımlılığı daha yüksek görünüyor. Sonuç olarak ihracata yönelik teşvikler veya rekabetçi kur politikaları, doğrudan/dolaylı ithal girdi kullanımdaki yüksek oran ve toplam katma değerin çoğunlukla yerli değil ithale dayanması sebebiyle beklenen etkiyi yaratmıyor. İlk akla gelen çözüm ithalatı azaltmak oluyor ama doğru değil. Esas çözüm ithal girdiyle Türkiye’de daha fazla katma değer yaratmak... 1 dolara aldığımız ürünü işleyip 5 dolara satabildiğimiz zaman ihracatta atılım yapmış olacağız. Güney Kore’nin ve Almanya’nın yaptığı gibi…

Yararlanılan kaynaklar:

[1] OECD, Import Content of Exports Data

[2] Mikro Veri ile İhracatta İthal Girdi Kullanımının Tahmini, Merkezi Güncesi, TCMB

Görsel 1: OECD - İhracatta ithal girdi oranı (%)

Kaynak: https://data.oecd.org/trade/import-content-of-exports.htm

Tablo 1: İhracatın görünümü (2018-2019)

Tablo 2: İthalatın görünümü (2018-2019)

Tüm yazılar

1/3