Moody's ne diyor?

Kredi derecelendirme kuruluşlarından bir not indirimi daha geldi. Moody’s’in geçtiğimiz gün Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2 seviyesine düşürmesiyle tartışmalar yine alevlendi. Zaten yatırım yapılabilir seviyenin altında olan kredi notumuz daha da düşmüş oldu. B2 notu Arjantin’in bundan kabaca 1 yıl önce (Temmuz 2019) sahip olduğu not… Arjantin şu an iflas durumunda… Varını yoğunu satma noktasına gelmiş ve Almanya başta olmak üzere AB tarafından kurtarılmış Yunanistan’ın şu andaki kredi notu bizden iyi durumda: B1… Son not indirimiyle Yunanistan seviyesinden Uganda seviyesine (B2) düşürülmüş olduk. Hatta Uganda’nın görünümü bizimki gibi negatif değil durağan. Bunu kabullenmekte zorlansak da dünyada hala itibar gören kuruluşların değerlendirmesi böyle... Kuralına göre oynamak için ciddiye almak zorundayız.

İçeride her ne kadar önemsenmiyormuş gibi görünse de S&P, Fitch ve Moody’s gibi 3 büyük derecelendirme kuruluşunun ülke değerlendirmeleri yatırımcıların kararlarını etkiliyor. Bizim gibi ülkelerin iyi kredi notlarına sahip olması düşük maliyetli dış finansmana erişim için önemli. Devletin gelecekteki borç ödeme kabiliyeti için gösterge olan bu not ve değerlendirmeler dış yatırımcılar tarafından örneğin devlet tahvillerine (doğrudan yabancı yatırım da olabilir) yatırım yapma kararı alınırken yakından takip ediliyor. Bu yatırım yapma veya yapmama kararından ziyade maliyet hesaplamada dikkate alınıyor. Yani notumuz düştükçe Türkiye’ye gelecek olan finansmanın maliyeti artıyor. Dün 100 dolara 10 dolar faiz ödememiz beklenirken bugün 15 dolar ödesek de alıcı bulamayabiliriz. Mesela 2013 Mayıs öncesi Moody’s’e göre Türkiye yine yatırım yapılabilir seviyenin altındaydı. Bu eşiğin altında olmamız Türkiye’ye hiç yatırım gelmediğini göstermiyor. 2002 sonrası eşik altındayken bile önemli miktarda dış finansman elde etmiştik. Tabi ki bedelini fazlasıyla ödeyerek… Sonuçta risk arttıkça yatırımcı daha fazla getiri bekliyor, bizim için maliyetler artıyor. Finansmana erişim zorlaşıyor.

Türkiye’nin notu S&P, Fitch ve Moody’s gibi önde gelen üç derecelendirme kuruluşunda da uzun süredir yatırım yapılabilir seviyenin altında bulunuyor. Fitch Ağustos ayında notu değiştirmemiş, görünümü durağandan negatife çekmişti. S&P 2018 Ağustos’taki not indiriminden bugüne kadar henüz değişikliğe gitmemişti. Moody’s ise notumuzu geçen gün indirdi. Yani genel kanaat Türkiye için işlerin düne göre kötüleştiğini gösteriyor. Şimdi Türkiye’ye para verecek bir yatırımcı gözüyle bakarak Moody’s’in 11 Eylül’deki yorumlarına göz atalım. Moody’s özetle işler yolunda değil diyor. Not indiriminin gerekçeleri olarak 3 başlık öne çıkarıyor: Birinci gerekçe döviz rezervlerindeki sorunlar sebebiyle ödemeler dengesi krizi olasılığının artmış olması... Son aylarda kurdaki artışın önüne geçmek için alınan önlemler rezervlerin erimesine sebep olmuştu. Kamu bankalarının sürekli döviz satışı da belli ölçüde çare olabildi. Kurdaki artış beklentisini tersine çevirmek zorlaştı. Bugün yurt içi yerleşiklerin dolar talebi artarak devam ediyor. Bu durum döviz kuru risklerini besliyor. Rezervlerin odak noktasında olmasının sebebi bu. Temerrüt riski büyüyor. Not indirimde ikinci gerekçe olarak ekonomi kurumlarının Türkiye’deki risklerle baş etme konusunda yetersizliği ve isteksizliği gösteriliyor. Merkez Bankası üzerindeki siyasi baskıların para politikasının etkisizleşmesine sebep olduğu yorumlanıyor. Enflasyonun hedeflerin üzerinde olması ve reel faizlerinin negatif olması, kur üzerindeki baskıların devam edeceğini gösteriyor. Üçüncü gerekçe ise Türkiye’nin en güçlü taraflarından olan mali yapının bozulmaya başlaması... Türkiye’nin yıllardır söylenen mali disiplini ve bütçe konusundaki hassasiyeti, 2018 yılındaki kur şoku ile başlayan durgunluk ve son olarak salgına karşı önlemler sebebiyle (aslında tüm ülkelerde olduğu gibi) azalmaya başlamıştı. Ekonomik durgunluğa karşı açıklanan mali teşvikler, vergi indirimleri, ihtiyaç sahiplerine yapılan yardımlar bütçe giderlerinin artmasına veya gelirlerin azalmasına yol açıyor. Bozulan bütçe, borçlanmaya duyulan ihtiyaçla beraber düşünüldüğünde borçlanma maliyetlerini yukarı çekiyor. Moody’s’in, Türkiye’nin kamu özel işbirlikleri ve büyük projelere verdiği garantiler sebebiyle üstlendiği yükümlülüklerin bütçe açığını daha da artırabileceği vurgulaması ayrıca dikkat çekici. Son olarak görünümüm negatif yapılmasındaki gerekçeye bakalım. Yukarıda sayılan sebeplerin beklenenden daha hızlı kötüleşeceğine dair kanaat negatif görünümün en önemli sebebi. Bir de Türkiye’nin son dönemde ABD, AB ile ilişkiler ve Doğu Akdeniz’deki jeopolitik gerilimlerin herhangi bir krizi hızlandırabileceği değerlendiriliyor. Dışarıdan bir yatırımcı gözüyle bakıldığında Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarının arttığını görebiliriz. Bunu tersine çevirmek için “en çok biz büyüyelim” düşüncesini kenara bırakmalıyız. Kötü zamanlar doğru temeller atmak için en uygun zamanlar olabilir.

Tüm yazılar

1/3