Salgın notları IV – Hayatta kalma ekonomisi

Ekonomi yönetimleri, sosyal izolasyonun maliyeti ile ekonomiyi desteklemenin getirisi bileşenlerindeki optimum noktayı bulmak için çalışıyor. Bu kolay değil. Her ülkenin güçlü silahları yok. Yüksek kamu borçları, yüksek bütçe açıklarını sürdürülemez noktaya götüren bir süreçten bahsediyoruz. İnsanların zorunlu harcamalar dışındaki harcamaları neredeyse sıfıra düştü. Mesela artık sinemaya gidilemiyor. Restoranlarda yemek yenmiyor. Seyahat edilemiyor. Hayatta kalma ekonomisi işliyor. Tüketim ekonomisi sıkıntıya giriyor. Haliyle üretim de tekliyor. O yüzden böyle dönemlerde genişleyici önlemlerle ekonomideki hareketi sağlama görevi devlete düşüyor

Ekonomilerde daralma her zaman olur. Önemli olan insanların temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale gelmesine ve mümkün olduğunca şirketlerin iflas etmesine engel olmaktır. Yani en azından kaldığımız yerden devam edebilmemiz lazım. Piyasalarda şu anda arz ve talep sorunu (aslında uzun zamandır) var. Talebi kuvvetlendirmek için halka gelir desteği (gerçekten harcanacak kadar) gerek. Çünkü insanların gıda ihtiyaçları, kira, fatura gibi periyodik ve zorunlu harcamaları var. Arzı desteklemek için ise şirketlere finansman/likidite sağlanması gerekiyor. Kamu bankaları bu görevi üstlendi. Şirketler tarafında özellikle KOBİ’leri düşünmeliyiz. Büyük şirketler kendini idare eder fakat istihdamın öncüsü KOBİ’lerin dayanacak gücü yok. Hem likidite desteği hem de gider azaltıcı destekler gerekir. Hükümetin aldığı önlemlerde zaten bu amacı dikkate aldığını görüyoruz. Ayrıca tüm önlemlerde çarpan etkisine odaklanmak gerekiyor. Yani 1 liralık desteğin 1 liradan daha fazla etki yaptığı önlemlere… İstihdama katkısı, etki çevresi (yan sektörleri olan) yüksek olan sektörlere de öncelikle destek verilebilir. Fakat arzı da talebi de ne kadar desteklerseniz destekleyin insanlar "harcayamıyorsa" (ya da ihtiyatlı davranıyorsa) desteğin etkisi olmaz. Bunun örneğini görüyoruz. Arz ve talep sorunlarına şimdi de "fiziki piyasa sorunu” ilave oldu. Alıcı ile satıcı buluşamıyor. Pazara, kasaba, berbere gitmemizi engelleyen bir sorundan bahsediyoruz. İnternet satışları olmayanlar/olamayanlar etkiye daha açık. Maalesef çözümü henüz yok.

Bir de bu işin yöntem tarafı var. Bir işi yapma yöntemi her zaman önemlidir. Savaştığımız düşmana karşı politika belirleme ve icra etme işlerini düşünelim. Bunun için devlet tüm kurumlarıyla seferber olmalı; il, ilçe, mahalle teşkilatlarına sahip tüm kurumlar sürecin operasyonuna dahil edilmelidir. Ki oluyor. Buna ilaveten yerel yönetimler (belediyeler), STK’lar, iş örgütleri ile azami koordinasyon ve işbirliği sağlamalıdır. Halkın ihtiyaçlarını tespit etme, halka ulaşma anlamında belediyeleri kullanmak herkes için daha faydalı olur. Ülkemizin bu salgını en az hasarla atlatması için siyaseti kenara bırakmalıyız.

EK: Bazı önlemler

  • Hanehalkına para yardımı/ayni yardımlar

  • Finansmana erişim/Bankaların desteklenmesi/faiz indirimleri/kefalet desteği

  • Mali teşvikler/asgari ücret desteği/kısa çalışma ödeneği/vergi indirimleri

  • Ödeme ertelemeleri (kamuda vergiler, kredi ödemeleri; özelde, faturalar, kiralar)

  • Sağlık sisteminin desteklemesi (Yeni hastaneler, sağlık ekipmanları üretimi)

İlgili yazılar:

"Salgın notları I - Koronavirüsün ekonomi politiği" (23 Mart 2020)

"Salgın notları II - Küreselleşmenin sonu mu, resetlenmesi mi?" (3 Nisan 2020)

"Salgın notları III - Türkiye'nin ulusal mücadelesi" (13 Nisan 2020)

Tüm yazılar

1/3