Salgın notları II - Küreselleşmenin sonu mu, resetlenmesi mi?

ABD hegemonyasının zayıfladığı, Çin'in küresel bir güç haline geldiği, Rusya'nın bölgesinde etkisini artırdığı, Avrupa Birliği’nin tartışıldığı bir düzenin içerisindeyiz. Dünyanın birçok yerinde ABD, Çin, Avrupa Birliği, Rusya arasındaki güç dengesi değişiyor. Yani küreselleşme artık kendini dünyaya empoze eden ülkelerin aleyhine işliyor. Çin, Hindistan ve Güney Doğu Asya ülkeleri küreselleşmeden Batı ülkelerine göre daha fazla faydalanıyor. Böyle bir politik ve ekonomik iklim içerisindeyken bir de Çin'den tüm dünyaya yayılan koronavirüs salgını başlayınca küreselleşmenin sonunun geldiğine dair sesler iyice yükseldi. Tartışmalar yeni bir boyuta taşındı.

Virüsü ortaya çıkarıp yayan bir gücün varlığını kanıtlamak zor olsa da virüsün yayılmasına göz yuman veya bu salgını fırsata çevirmeye çalışan bir güçten bahsedebiliriz. Bu güç her kim ise ABD “devleti” adına mevcut küreselleşmecilere; Afrika’yı saran, Avrupa’ya uzanan, dış ticarette dünyayı kendine bağlayan, yabancı yatırımın ve üretimin merkezi Çin’e; Türkiye gibi güçlenmekte olan ama döviz ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkelere; petrol, doğalgaz gibi emtia ihracatçısı ülkelere (ABD de olsa); küreselleşmenin getirdiği kurum olan Avrupa Birliği’ne rest çekmiş oluyor. Bu güç vaktiyle Brexit’i destekledi, Trump’ın üretimi/yatırımları ülkeye çekmesini istedi. Mülteci kriziyle devletler/hükümetler merkezileşmesi, otoriterleşmesi ve toplumsal kontrolü artırması bu güce alan kazandırdı. Şimdi salgınla beraber devletlerin ekonomideki rolü daha da artacak. Piyasa müdahalesi normalleşecek. Tüm bunları küreselleşmede resetleme süreci olarak değerlendirebiliriz. Küreselleşmeyi lehine çevirmek isteyenlerin istedikleri şeyler oluyor.

Finansal tarafta da bir şeyler oluyor. Geçtiğimiz ay dünyanın önde gelen Merkez Bankaları piyasaya dolar likiditesi sağlanması konusunda koordineli hareket etme kararı aldıklarını açıklamıştı. Bu krizi kendi kaynaklarıyla atlatabilecek çok az ülke var. Ciddi bir dolar talebi gelecek. Salgın geçtikten sonra ayakta kalan ekonomiler dolar desteğiyle büyümeye devam edebilecek. Yıkılan ekonomiler yine dolarla ayağa kalkabilecek. Bu vesileyle ABD, piyasaları dolara boğarak ülkelerin kendine bağımlılığını artırabilir yani aslında kaybettiği gücü geri toplayabilir. Trump’ın koronavirüsü Çin virüsü diye adlandırması ve IMF’nin 1 trilyon dolarlık paket açıklaması, rüzgarı ABD lehine çevirme girişimleri... İran’ın da dahil olduğu 81 ülkenin IMF’den yardım istemesi rüzgarın yönünü gösteriyor. Yani küreselleşmenin sonunun geldiğini söylemek zor. Küreselleşmenin yeniden ABD lehine dönüşeceği yeni versiyonu planlanıyor. Yani küreselleşme resetleniyor.

İlgili yazılar:

"Salgın notları I - Koronavirüsün ekonomi politiği" (23 Mart 2020)

"Salgın notları III - Türkiye'nin ulusal mücadelesi" (13 Nisan 2020)

"Salgın notları IV - Hayatta kalma ekonomisi" (15 Nisan 2020)

"Küresel resesyona karşı önlemler" (12 Eylül 2019)

"ABD ve Çin'in ticaret ve teknoloji mücadelesi" (19 Haziran 2019)

İlgili bağlantılar:

Uluslararası İlişkiler Konseyi, Panorama, "Küresel salgın sonrasında yeni bir dünya düzeni bekleniyor mu?" (25 Mart 2020)

Uluslararası İlişkiler Konseyi, Panorama, "Covid-19 Salgınının Ortaya Çıkarttığı Küresel Yönetişim Krizi ve Küreselleşmenin Geleceği" (31 Mart 2020)

Harold James, Project Syndicate, "A Pandemic of Deglobalisation" (28 Şubat 2020)

Klaus Schwab, World Economic Forum Annual Meeting, "Globalization 4.0 – what does it mean?" (5 Kasım 2018)

Tüm yazılar

1/3