İhracat notları III – Kurumsal planlama

Kurumsal planlamanın çerçevesini kamu kurumları ve özel şirketlerin ihracat ana politikasına uygun hale getirilmesi oluşturuyor. Kurumsal planlama, ihracata yönelik siyasi ve ekonomik planlamanın düzgün işleyebilmesi için kamu tarafında yeni kurumların kurulması veya mevcut yapının değiştirilmesini kapsıyor. İhracatı “yapan” taraf olan özel şirketlerde ise nitelikli işgücü temini ve ihracat odaklı kurumsal yapı oluşturulmasına dayanıyor.

Her şeyden önce Türkiye’de beşeri sermayenin zayıf olduğunu kabul etmeliyiz. İhracat yapmak isteyen on binlerce firma var ama ihracat operasyonunu bilen ve yabancı dili olan birilerini bulmak çok zor. Yurt dışı pazar araştırması yapabilecek, yorumlayabilecek, ikili görüşmelerde bulunabilecek, işi bağlayabilecek, satışı ve sonrasındaki işlemleri yürütebilecek birilerini bulmak kolay değil. Türkiye’de teknik adam kolay yetişmiyor. Sistem ihracat bilen insan yetiştiremiyor. Yetişen gidiyor. Makroekonomik ve siyasi yapı ne kadar uygun olursa olsun “işi yapan” verimli olmadığı sürece bu iş olmaz. Şirketler tarafında giderilmesi gereken en büyük sorun bu. Devlet kapsamlı bir ihracat planı yapacaksa “ihracatı öğretmek” ilk sıralarda olmalı. Şirketler tarafındaki diğer husus da şirket büyüklükleri. Yüzde 99’u KOBİ olan işletmelerimiz ihracatta atılım yapabilmek için mutlaka birleşerek büyümeyi gündemine almalı. Bir artı biri 3 edecek yeni modeller üzerinde çalışmalı. Devlet burada da yönlendirici ve teşvik edici olmalı. Her biri tek başına bir “mesele” olan “nitelikli işgücü temini ve ihracat odaklı kurumsal yapı” mutlaka önem verilmesi gereken konular.

Kurumsal planlamanın diğer ayağı kamu kurumlarının yeniden yapılandırılması. İhracata değen kurumların tek çatıda bulunmasının faydaları var. Fakat herkesin malumu Ankara bürokrasisi yavaş işler. Burada bakış açısı “merkez bürokraside yığılmayı engelleyecek şekilde, işleri daha özerk kurumlara delege etmek” olmalı. Bu konuda yeni veya yenilenen kurumlara ihtiyaç var. Ticari istihbarat toplayacak, yurt dışı pazar araştırmaları yapacak; mevzuat, gümrük, tarife, kota, teşvikler, finansman, ihracat operasyonu konularında uzmanlardan oluşan ve Ankara’ya bağlı “bir kurum veya bir merkez” olması işimize yarar. Bu işleri yapanlar tabii ki var. Türkiye’de bu birikim var. Fakat dağınık duruyor. Koordinasyon zayıf. Bu dağınıklık sonuç almaya ve hafızaya zarar veriyor. Dünün sorunları bugün en baştan yeniden tartışılıyor, geçmiş tecrübelerden yararlanılmıyor. Aynı olumsuz sonuca varılıyor. Zaman kaybı. İşin özü şu: Ankara bürokrasisiyle özel sektör arasında köprü olacak kurumların çoğalması ve yetkilendirilmesi gerek. Bu bir kurum veya bir merkez (İstanbul Finans Merkezi gibi) olabilir.

İlgili yazılar:

İhracat notları I – Giriş

İhracat notları II – Siyasi ve ekonomik planlama

İhracat notları IV – Ülke ve sektör planlaması

İhracat notları V - Çok taraflı ticaret anlayışı

Tüm yazılar

1/3