İhracat notları II – Siyasi ve ekonomik planlama

İhracat mevzusunda devlete büyük görevler düşüyor. Devlet vatandaşlar için nasıl yol yapıyorsa, ihracatçılar için de yeni yollar yapmalı, yeni yollar bulmalı ki ihracatımız hız kazansın. Ekonomi yönetimi öyle bir ticari ortam oluşturmalı ki şirketler zaten küresel rekabete harcadıkları enerjilerini devletin gereksiz uygulamalarıyla bitirmemeli. Bir yandan içerideki operasyonu sadeleştirirken bir yandan da dışarıyla ilişkileri geliştirmek gerek. Bu devletin görevi, ihracatçıyı aşan bir mesele. Yani şu anda Türkiye’nin ticaret politikasının temelindeki siyasi planlama büyük ölçüde pazar ülkelerle ilişkilerimizin daha ileriye taşınmasına dayanıyor. Avrupa ile Gümrük Birliği’nin yenilenmesi, Brexit sonrası İngiltere ile serbest ticaret anlaşması, ticaret savaşının etkilerini pozitife çevirecek ticaret politikası siyasi planlamanın kapsamını oluşturuyor. “İkili ticareti artırmak üzere mutabakata varmak” bir şey ifade etmiyor. Bu işin esası bu mutabakatın pratiğe dönüşebilmesi. Siyasi planlama bunu gerektiriyor. Siyasi ilişkilere ticari ilişki olarak bakmayı ve küresel değer zincirindeki yerimizle ilgili vizyon ortaya koymayı gerektiriyor.

Ekonomi çok katmanlı bir alan. Bir ihracat hedefi ortaya koyulduysa ekonominin buna uygun bir altyapısı olmalı. Makro ekonomik zemin ihracatın sıçrama yapmasına elverişli olmalı. Mesela yüksek enflasyon yüksek faiz demek. Yüksek faiz daha az yatırım, daha az üretim demek. Düşük üretim ise kapasitenin iç talebi ancak karşılaması yani ithalat talebine yetememek anlamına geliyor, yani ihracatı baltalıyor. Tüm bunlar makro istikrar olmadan güçlü bir ihracat atılımı yapamayacağımızı gösteriyor. Kur-faiz-enflasyon denkleminde çıkan sonuç ihracatı destekleyici olmalı. Para ve maliye politikaları bu kapsamda üretilmeli. Tam da burada sıralama ve zamanlama mevzusu önem kazanıyor. Yani ihracatı artırmak için önce enflasyonu mu düşürmek gerekiyor, yoksa düşük değerli TL daha mı teşvik edici? Her ikisinin de doğrudan ve dolaylı pozitif etkileri var. İlk adımı doğru ve zamanında atmaktan kasıt bu... Doğruyu yanlıştan ayırmaktan ziyade doğru tercihi yapma meselesi bu. Ekonomik planlamanın arkasında bu var.

İhracata uygun ticari ilişkiler geliştirmek veya ekonomi yaratmak gerekli ama yeterli değil. Makro yapı elverişli olsa da kurumlar böyle olmayabilir. Firmalarımızın ürün geliştirme, pazarlama, ihracat operasyonu, satış, satış sonrası hizmetlerde kendilerini geliştirmesi ve yeterli ölçüde devletçe desteklenmesi gerekli. Yukarıda söylediğim "devletin ihracatçıya yol yapmasının" anlamı bu. Devlet "yeterli ve gerekli ölçüde" yüksek teknolojili üretime, ARGE'ye, markalaşmaya teşvik verdiğinde; ihracatın finansmanını, operasyonunu ve gümrük işlemlerini sadeleştirdiğinde ve kolaylaştırdığında ihracatçıya yol yapmış demektir.

İlgili yazılar:

İhracat notları I – Giriş

İhracat notları III – Kurumsal planlama

İhracat notları IV – Ülke ve sektör planlaması

İhracat notları V - Çok taraflı ticaret anlayışı

Tüm yazılar

1/3