Adaleti yıkanlardan adalet beklemek…

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan 30 Mayıs’ta Yargı Reformu Strateji Belgesi’ni [1] açıkladı ve bundan sonraki reform hazırlıklarının başlangıcı olduğunu söyledi. Bu belgenin, geçmiş yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü tarafından tarumar edilen adalet sistemini ayağa kaldıracak bir yol haritası olacağı beklentisi hâkim. Cumhurbaşkanı her ne kadar bu reformların AB istediği için değil millet istediği için yapılacak reformlar olduğunu söylese de burada dış dünyaya verilen mesaj öne çıkıyor. Reformlar öncelikle otoriterleşme eleştirilerine karşı dış dünyaya demokratik bir ülke olduğumuz mesajını veriyor. Cumhurbaşkanı’nın sözleriyle “AB’ye bağlılığı” ilan ediyor. Yabancı sermayeye güvenilir bir yatırım ortamı vadediyor, Türkiye’de hakkınız gasp edilmeyecek diyor. Kısacası kaçmayın diyor.

Türkiye maalesef kapsamlı strateji belgeleri, havalı eylem planları, süslü icraat programları ülkesi haline geldi. Nerede icraat yoksa bilin ki orada eylem planı var. Mesela geçen yıl Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomi Planı (YEP) sonrası her şey bir önceki aya göre daha güzel olacaktı ama olmadı. Ardı ardına programlar geldi, geçti. Bu arada ekonomi 2019 birinci çeyrekte yüzde 2,6 daraldı. İşsizlik tarihi seviyeye yükseldi. Haliyle tüm bunlar her yeni belgeye karşı bir alerji oluşturuyor. Ekonomiyi, yargıyı, tüm devlet sistemini bu hale getirenlerden onu düzeltmesini bekleyenler heyecanla bekleyedursun, gerçeği görenler işlerin programlardaki gibi ilerlemediğini biliyor. Hatta keşke “gibi” ilerlese ama işler hiç ilerlemiyor. Tüm programlar kağıt üzerinde her zaman var olan ama işine gelince uyulan, gelmeyince bazen "kenarından" bazen "içinden" geçilen yazılı belgeler olarak kalıyor.

Adaletin 53 sayfalık reform belgesi ile tesis edilmeyeceğini biliyor olmalıyız. Bu iş belgelerle olsaydı hak ve özgürlükler, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığını açıkça yazan Anayasa, yasalar ve tüm mevzuat önlerinde dururken ona riayet ederlerdi. Hukuku çiğneyenlerden, kenarından geçmeyi marifet sayanlardan adalet bekleyecek kadar körleştik mi? 53 sayfaya 9 amaç, 63 hedef ve 256 faaliyeti tek tek yazmakla adalet gelmez. Bu bir irade beyanı da olamaz. Cumhurbaşkanının önünde cübbesini ilikleyen yüksek hâkimlerin olduğu, parti üyesi avukatların hakim-savcı yapıldığı, YSK’nın halk iradesini alenen gasp ettiği yerde iradeden bahsedilemez. Adalet; yargılanan veya hakkı gasp edilen kişinin muhalif olması yargılama sonucunu etkilemediğinde, yargılanma korkusuyla düşüncesini ifade edemeyen hatta belli bile edemeyenler özgür hissettiğinde, üst yargı mensupları iktidar lehine açıkça siyasi yorum yapmadığında ve gerektiğinde iktidar aleyhine karar verebildiğinde, lehte karar verdiğinde ise şüpheye yer bırakmadığında sağlanır. Ve adalet öyle kutsaldır ki tarih onu yıkanların eliyle geri getirmez.

[1] Yargı Reformu Strateji Belgesi, 30 Mayıs 2019 (PDF)

Görsel 1: 2023 Yargı Vizyonu

Görsel 2: Yargı Reformundaki Amaç ve Hedefler

Tüm yazılar

1/3