Sınırları aşan Türk milliyetçileri...

Siyasi düşüncelerin kalıp halinde kabul edilmesi veya reddedilmesi sorunu uzun zamandır Türk siyasetini esir almış durumda. Maalesef hiç kimse kendisine çizilmiş siyaset dairesinin dışına çıkamıyor. O kalıbı kırmaya kimse cesaret edemiyor. Bir şeyi yorumlamada veya çözümlemede kendi kalıbı içinde düşünme zorunluğu hissediyor. Bu bağnazlık özellikle siyasetçimizde ve medyamızda görülüyor. Hal böyle olunca biz de halk olarak bu tarz düşünmeye alışıyoruz. Siyasetin tüm taraflarını birbirinden kesin şekilde ayırıyoruz.

Türk milliyetçiliği bu konuda en mağdur taraf. Sınırları en kalın hatlarla çizilen görüş. Ülkemizdeki hakim inanışa göre Türk milliyetçiliği toplumun büyük çoğunluğuna hitap edemez. Çünkü kucaklayıcı siyasete uygun bir görüş değildir. Dar bir çevreye hitap eden gözü kapalı, sığ bir iddiadır. Mesela ekonomide bir iddia ortaya koyamaz. Dış politika hedefi belli değildir. Ya da bir Kürt politikası yoktur. Bu yüzden iktidar olamaz, devleti yönetemez. Derleyici, toparlayıcı işlevi olsa da asla iktidar olamaz. Bu maalesef dış dünyayla ilişkilerde de böyle yorumlanıyor. Türkiye siyaseti dünyaya ayak uydurmak için kişiliksiz kimliksiz siyaset üretmesi gerektiğini düşünüyor. Milliyetçi bir tavrın Avrupa’nın, İngiltere’nin, ABD’nin, Rusya’nın hatta parası bol Suud’ların gücüne gideceğini düşünüyor. Maalesef...

Türkiye, Türkiye olarak var olmak istiyorsa bu algının tümüyle yıkılması şart. Bu algıyı yıkmak için önce kendimize şunu soracağız: Mesela bir Türk milliyetçisi Davos’ta neden Türkiye’yi temsil edemesin? Bu Türk milliyetçisinin Brüksel’de müzakerelerde bulunmasına engel olan nedir? Ya da Washington’da, Pekin’de ticaret anlaşması yapmak için neyi eksiktir? Londra’da finans çevreleriyle neden bir Türk milliyetçisi görüşemesin? Neden Türkiye’ye yatırım çekemesin? Türk milletinin çıkarlarını Trump’a veya Putin’e karşı savunmakta bir Türk milliyetçisinden daha usta kim olabilir? İçeriyi düşünelim. Neden bir fabrika açılışında kurdeleyi kesen kişi bir Türk milliyetçisi olmasın? İzmir'de, Erzurum'da, Diyarbakır’da binlerce kişiye iş verecek fabrikayı açacak kişinin gittiği her yerde açıkça “ben bir Türk milliyetçisiyim” diyebilmesi ne kadar güzel olurdu değil mi? Bu sorulara “yok artık” yerine “neden olmasın” dediğimiz zaman Türkiye gerçekten kazanacak.

Tüm yazılar

1/3