Bütçe dengesi bozulursa…

Maliye Bakanlarının dik yürüyebilmesini sağlayan politikaların başında bütçe disiplini gelir. Bütçe disiplini devletin gelirlerinin giderlerini karşılayabilmesi, yani gelir gider denkliği veya bir açık varsa en azından sürdürülebilir olmasını hedefleyen bir politika. Ekonominin birçok başlığını doğrudan etkilediği için hem ekonomi yöneticileri hem de ekonomistler yakından takip ediyor. En son açıklanan Mart ayı bütçe gerçekleşmeleri bu yüzden ses getirdi. Çünkü rakamlar 2019 yılında bütçe hedefinde de büyük sapmalar olacağını gösteriyor.

Görsel 1: Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri (2018-2019)

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak göreve geldiğinden bu yana gittiği her yerde “mali disiplin temel çıpamız olacak, asla taviz yok” açıklaması yapsa da işlerin istediği gibi gitmediği belli. Giderlerin gelirlerden daha fazla büyümesi açığı daha da artırıyor. İlk üç ayda bütçe 36,2 milyar lira açık verdi. (Görsel 1) Bu açık, bir önceki senenin aynı dönemine göre yüzde 77’lik bir büyümeyi gösteriyor. 80,6 milyar lira olarak öngörülen 2019 yılsonu bütçe açığının neredeyse yarısı (yüzde 45’i) ilk üç ayda gerçekleşti. Yani hızlı açıldık. Yavaşlayıp kalan 9 ayda 6 aylık para harcayacağız diye düşünebiliriz. Aylık bazda düşünüldüğünde (görsel 2) Şubat ve Mart’ta açığın büyüdüğünü görüyoruz. Ekonominin iç borç çevirebilme gücünü gösteren faiz dışı denge de açık veriyor. Bu diğer makro verileri bozma ihtimali olan bir veri.

Görsel 2: Bütçe Dengesi ve Faiz Dışı Denge

Ekonomi yönetimi, bütçedeki dengesizliklerin Türkiye gibi cari açığı ve enflasyonu olan bir ekonomide ciddi sorunlara yol açabileceğini iyi biliyor. Tabi ki tutar büyüklüğü olarak düşünmek hatalı yorumlara sebep olabilir. Ekonomide “kötü” olarak söylenen birçok şey aslında sürdürülebilir olduğu sürece sorun yaratmaz. Bütçe açığı zaten Yeni Ekonomi Programı’nda öngörülüyordu ve oran olarak GSYİH’nin yüzde 1,8’i olarak hedeflenmişti. Esas bu orandan sapma olmaması gerekiyor. Fakat büyümenin yavaşladığı hatta negatife döndüğü bir durum varken bütçe açığının büyümesi işi zorlaştırıyor. Yani 1,8 hedefini tutturmak zorlaşıyor. Önümüzdeki dönemde gelirleri artırıcı giderleri azaltıcı önlemlerin alınması kaçınılmaz bir gerçek artık. Gelirlerin artırılması vergilerde artış olacağı anlamına geliyor. Vergi gelirleri 2018’in ilk 3 ayında toplam gelirlerin yüzde 87’sini oluşturuyordu. 2019 yılsonu hedefinde ise oran yüzde 86. 2019 ilk çeyreğinde ise oran yüzde 71’de kalmış görünüyor. Bunun anlamı önümüzdeki dönemde ciddi vergi artışları geliyor demek. Bu da enflasyonla mücadelede Türkiye’nin elinin zayıflaması anlamına geliyor. Yapısal sorun denen şeyler aslında tam olarak bunlar. Yorganı başımıza çektiğimizde ayağımız açılıyor.

Tüm yazılar

1/3