Yeni hükümet sisteminde sivil toplumun gelişmesi

Sivil toplum, kamusal alanda var olamayan kitlelerin sivil alanda çalışmasını, kendini geliştirmesini sağlayan bir araçtır. Devlet organizasyonu içinde olmayan, politik örgütlenmelerin dışında kalan sivil toplumların varlığı güçlü toplumların, güçlü devletlerin genel karakteri olmuştur. Belirli amaçlar doğrultusunda bir araya gelerek düşünce ve çalışmalar üreten sivil toplum kuruluşları, siyasetten ayrı olarak sosyal hayatın yönlendiricisi olma işlevine de sahiptirler.

Ülkemizin ihtiyaç duyduğu demokratik, katılımcı, dinamik bir siyasal ve sosyal yapı kurulabilmesi için öncelikle sivil toplumun geliştirilmesi şart. Sivil toplumculuğun bu özelliklerine rağmen ülkemizde yeterince gelişemediğini görüyoruz. Devletin sosyal ilişkileri düzenlemekteki baskın işlevi sivil toplumun gelişmesi önünde ciddi bir engel olarak duruyor. Devletin baskın tutumu farklı düşünce sistemlerinin kendini ifade etme sahasını daraltıyor. Bu durum düşünce üretimini engelliyor, kendini sürekli tekrar eden bir yapının oluşmasına sebep oluyor. Yani, bugün ülkemizin içinde bulunduğu siyasal ve ekonomik alandaki tüm çıkmazların sebebi aslında ülkemizin sivil hayatta sistemli ve tutarlı düşünce üretimindeki eksikliklerinden kaynaklanıyor. Bu yüzden devlet, sorunların çözümünde üniversiteler, iş dünyası, iş örgütleri, dernekler ve sivil toplumun diğer alanları ile koordinasyon halinde olsa da verimli olamıyor.

Tam bu noktada sivil toplumculuğun neden önemli olduğunu düşünmek gerekiyor. Yakın gelecekte tartışmaya en açık iki temel başlık olan yeni hükümet sisteminin yerleşmesi ve yeni siyasete odaklanabiliriz. Yeni hükümet sisteminin gücü merkezileştiren özelliği sivil toplumun gelişmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Çünkü merkezileşen her örgüt, çevrede kalan düşüncelere kendini ifade edebileceği alanlar sunmak zorunda. Bunun olmadığı durumda sistemden kopma, sisteme yabancılaşma gerçekleşiyor. Devletin ve toplumun birliği bundan zarar görüyor. Sivil toplum ise merkezde kendine yer bulamayan düşüncelere hareket alanı sağlıyor. Bir şekilde sistemde var olma ve siyasal temsil umudunu canlı tutuyor. Yeni hükümet sistemi ve yeni siyasetin başarısı bu umutların tükenmemesine bağlı.

Tüm yazılar

1/3