Milliyetçiliğe karşı savaş bitmedi

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002 yılında iktidara gelmesiyle Türkiye önemli dönüşümler yaşadı. İktidarın erken döneminde Türk milliyetçiliğine karşı sürdürülen mücadele milli devlet anlayışında ciddi aşınmalara sebep oldu. Bu dönemde iktidarın ortağı konumundaki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) devletin önemli kurumlarına yerleştirilerek büyütüldü. Bu vesileyle milliyetçi kadrolar politik karar alma süreçlerinden ve bürokrasiden, yani devlet siyasetinden uzak tutuldu.

Bürokratik oligarşi olarak tanımlanan yapıyla mücadele gerekçesiyle ordudaki, sivil bürokrasideki, siyasetteki milliyetçiler itibarsızlaştırıldı. Devletteki bu mücadelenin iktidarın desteğiyle FETÖ lehine sonuçlanması Türkiye’de ciddi bir yönetim krizine sebep oldu. “Paralel devlet” olarak kavramsallaştırılan bu FETÖ yapılanması iktidar paylaşımı konusunda Ak Parti ile yaşadığı anlaşmazlıkta son aşama olarak darbe girişiminde bulundu. 15 Temmuz darbe girişimi milletin güçlü duruşu ve milliyetçilerin büyük desteği sayesinde başarısızlıkla sonuçlandı, terör örgütü üyeleri devlet kadrolarından temizlendi.

Bugün Türkiye, değişen hükümet sistemi sonrasında devletin yeniden yapılanma sürecinin içinde yer alıyor. Hem siyasette hem bürokrasideki bu dönüşüm ve geçiş döneminde her zaman olduğu gibi Türk milliyetçiliği çatısını çökertmeye çalışanlar var. Buna karşı dikkatli olmak şart. Türk milliyetçileri yeni kurulan sistemi kontrol etme, dengeleme ve yönlendirme işlevini mutlaka sürdürmeli. Değişen hükümet sisteminin siyasi partileri ittifaka zorlayıcı özelliğinden faydalanarak Türk milliyetçiğini sistemin ılımlı bir figürü haline getirme ve kişiliksiz/tavırsız bir Türk milliyetçiliği yaratma girişimlerine karşı dikkatli olunmalı. İktidarın pragmatik zihniyetine karşı milli siyaset felsefesinden asla taviz verilmemeli. Türkiye’nin kayıp yıllarının telafi edilebilmesinin tek yolu budur.

Tüm yazılar

1/3