Suriye zirveleri barış getirecek mi?

Arap Baharı (2010) ile başlayan demokrasi rüzgarı, Suriye’ye Mart 2011'de güneyden girdi. Yolsuzluk, yüksek işsizlik ve özgürlüğü kısıtlayan uygulamalara karşı Suriye’nin güneyindeki Deraa’da başlayan isyan dalgası zamanla iç savaşa dönüştü ve yüz binlerce insanın canına mal oldu, milyonlarcasını göçe zorladı. Kalıcı barış için bugüne kadar birçok kez masaya oturulmasına rağmen henüz savaşı durduracak bir sonuç alınmadı. Suriye’de tüm taraflar barış istiyor fakat bu barışın nasıl sağlanacağı konusunda uzlaşmak hiç de kolay değil.

Suriye müzakereleri, savaşın başlamasından bir yıl sonra Mart 2012’de BM Suriye özel temsilcisi Kofi Annan’ın barış planı ile başladı. BM gözetiminde seçimlerin yapılması ve geçiş hükümeti kurulması, ağır silahların kent merkezlerinden çekilmesi gibi maddelerin kabul edildiği plan sonuç vermedi. Ardından ilk uluslararası zirve olarak Haziran 2012’de Cenevre görüşmeleri başladı. Esad’ın kalması konusunda Rusya ve ABD arasında yaşanan anlaşmazlık sebebiyle Cenevre görüşmeleri de sonuçsuz kaldı. 2014’teki ikinci Cenevre zirvesi de Batı ile Doğu’nun Esad konusundaki anlaşmazlığı yüzünden havada kaldı. 2016 yılında başlayan ve etkisiz kalan üçüncü Cenevre görüşmeleri sadece İran’ın davet edildiği ilk toplantı olarak kayda geçti. Üçüncü Cenevre görüşmesinden sonra Aralık 2016’da Moskova’da Türkiye, Rusya ve İran ateşkes konusunda mutabakata vardı. Üç ülke Suriye’deki barış görüşmelerinin garantörü oldu. (Rus Elçi Karlov suikasti bu üçlü mutabakatın hemen öncesinde gerçekleşti) Üçlü mutabakat sonrası Astana’da başlayan barış görüşmelerinde sorunun askeri yöntemlerle çözülemeyeceği ve Suriye’nin toprak bütünlüğü vurgulandı. Tüm muhalif gruplara Cenevre’de yapılacak konferansa katılma ve DAEŞ ile Nusra gibi terörist gruplara karşı savaşma çağrısı yapıldı. İkinci Astana görüşmeleri Şubat 2017’de Suriye hükümet temsilcileri ve muhaliflerin katılımıyla yapıldı. Ürdün’ün ilk kez katılıp garantör olduğu görüşmelerin en somut sonucu Rusya, İran ve Türkiye’den oluşan bir görev gücü kurulmasına ilişkin maddenin kabul edilmesi oldu. Astana’dan kısa bir süre sonra Şubat 2017’de dördüncü Cenevre görüşmeleri başladı. BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararında öngörülen 3 ana madde olan tüm tarafları kapsayan “geçiş yönetimi, çok partili ve özgür seçim ortamı ve yeni anayasa” maddelerine ek olarak “terörle mücadele” eklendi. Mart 2017’de Astana’da başlayan üçüncü görüşmelere rejimin ateşkes ihlalleri gerekçesiyle Suriye muhalefeti katılmazken, Ürdün, ABD ve AB temsilcileri katıldı. Hemen ardından yine Mart ayında gerçekleştirilen beşinci Cenevre görüşmelerinde esas konu, bir önceki toplantıda eklenen terörle mücadele oldu. Mayıs 2017’deki dördüncü Astana görüşmelerinde Türkiye İran ve Rusya arasında Suriye’de çatışmasızlık bölgeleri oluşturulmasına ilişkin muhtıra imzalandı. Aynı ay Cenevre’de altıncı görüşme gerçekleşti. Astana görüşmelerinin beşincisi Temmuz’da, altıncısı Eylül’de, yedincisi Ekim’de gerçekleşti. Bu görüşmelerde çatışmasızlık bölgelerinin sınırları, ateşkesin uygulanması ve insani yardımlar konuşuldu. Temmuz’daki yedinci Cenevre görüşmelerinde ateşkes, terörizm, Anayasa ve siyasi geçiş konuları ele alındı. Yılın son Cenevre görüşmesi ise Kasım ayında başladı. İki haftaya yakın süren sekizinci Cenevre görüşmelerinden de sonuç çıkmadı. BM Suriye Özel Temsilcisi Mistura görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlandığını ve altın bir fırsatın kaçırıldığını açıkladı.

Suriye zirveleri Cenevre ve Astana görüşmeleri ile sınırlı değil. Kasım ayında Soçi’de düzenlenen ve uluslararası kamuoyunda ses getiren görüşmelerde Rusya, İran ve Türkiye’nin, savaş sonrası Suriye’deki ekonomik ve sosyal yapılandırmada aktif rol alması kararlaştırıldı. Siyasi çözümün bir sonraki Cenevre görüşmelerinde tamamlanması ve Suriye’nin toprak bütünlüğü karara bağlandı. Birinci Soçi zirvesi sonrası Putin BM kararına uygun olarak etnik uzlaşı sağlanması ve barış için tüm tarafların tavizlerde bulunması gerektiğini vurguladı. Ocak 2018’de ikincisi düzenlenen Soçi zirvesine muhalefet ve PYD katılmadı. BM’nin de desteğinin istendiği Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde, anayasa komitesinin kurulması kararı alındı. Moskova, Tahran ve İstanbul’daki diğer görüşmeler ise Suriye’de siyasi çözüme dönük çağrıları ile dikkat çekiyor. Siyasi çözüm demek aslında anayasal reformların hayata geçirilmesi demek. Anayasal reformlar, Suriye muhalefetinin bugüne kadar yürüttüğü savaşın kazanımları olarak öne çıkıyor. En son İstanbul’da düzenlenen Suriye zirvesinde Rusya, Almanya, Fransa ve Türkiye, Suriye'de anayasal reformu gerçekleştirecek Anayasa Komitesi'nin Cenevre'de kurulması ve bu yıl sonu itibarıyla toplanması çağrısında bulundu. Meselenin özü bu. Fakat hiçbir taraf tam anlamıyla gücünü kabul ettirebilmiş değil. Bu yüzden Putin’in vurguladığı gibi masadaki tarafların hepsi kalıcı barış için taviz vermek zorunda. Taraflar ortak bir zeminde buluşma iradelerini ortaya koymadıkları sürece bu savaş daha da uzayacak, yeni ölümleri yeni göçleri beraberinde getirecek.

Tüm yazılar

1/3