Borç yapılandırmaları yeterli mi?

Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik şartların giderek ağırlaşması reel sektör borçlarının geri ödemelerinde ciddi sıkıntılar yaratıyor. Bu sorunların reel sektör krizine dönüşmemesi için önlemler artırılıyor. Peki son dönemde borç yapılandırmalarına ilişkin alınan kararlar ekonomideki yangını söndürmeye yeter mi?

Öncelikle yapılandırma kararlarına kısaca göz atmakta fayda var. Ekonomimizi en çok zorlayan sorun kur kaynaklı maliyet artışları. Yeni finansmana erişim daha da zorlaşıyor. Bu durum mevcut borçların ödenmesini de etkiliyor. Şirketlerin borç çevirmesinde sorunlar artmaya başladı. Buna yönelik önlemler çerçevesinde kur etkisinden kaynaklanan limit aşımı, teminat yetersizliği gibi sorunlara karşı 8 Ağustos’ta bir dizi karar alındı. Bu kararlar kredi gecikmeleri, karşılıksız çek ve protestolu senetlerin mücbir sebep olarak bildirilmesini de kapsıyor. Yani firmanın yeni finansmana erişimde önünde engel olan teminat sorununun büyümesi engelleniyor. Ödenmemiş çekler ve senetler mücbir sebebe bağlanıyor. Bu kararlara, borçlu şirketleri rahatlatmayı amaçlayan 15 Ağustos’taki BDDK yönetmeliği eklendi. Finansal sektöre olan borçların yeniden yapılandırmasına dair yönetmelik, 100 milyon TL ve üzeri borçların yapılandırılmasını, kredilerin vadelerinin uzatılmasını ve ek kredi verilmesini konu ediniyor. Bu yapılandırma kararının borcu daha düşük olan firmaları da kapsaması tartışılırken 8 Ekim’de Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tavsiye niteliğinde bir karar aldı. Karara göre, bankalara toplam nakit borcu 15 milyon TL altında olan işletmeler değerlendirilecek. Yeni düzenleme, bankalar ve diğer finansal kuruluşlar tarafından hakkında yasal takip işlemi başlatılmamış, hakkında iflas kararı bulunmayan, kredileri 30 Haziran 2018 tarihinden sonra ilgili bankada yapılandırılmamış olan şirketleri kapsıyor. Nakit akışı bozulduğu için ödeme yapamayan, kredilerinin yeniden vadelendirilmesi ile ödeme kabiliyeti kazanacağı kanaati oluşan şirketlere yeni vade verilecek. Her banka kendi risk yönetimi ve kredi politikası çerçevesinde serbestçe karar alınacak.

Art arda alınan bu kararlar ekonomideki darboğazın boyutlarını göstermesi bakımından önemli. Şirketler borçlarını ödeyemiyor. Bankalar yeni kaynaklara erişimde sorunlar yaşıyor. Hem reel sektörün hem de bankacılık sektörünün finansman sorunları büyüyor. Maliyetler sürekli artıyor. Fakat alınan önlemlerin çözüm olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Sorunlarımızı geçiştirecek, erteleyecek çözümler yetmiyor. 2019’a ertelenen sorunların daha büyük sorunlara dönüşebileceğini iyi hesap etmeliyiz. 2019’daki düşük büyüme öngörüsü yeni ekonomi programına da yansıdı. Zor bir yıl bizi bekliyor. Bu geçiştirici önlemler krizin maliyetinin artmasına sebep olabilir.

Tüm yazılar

1/3