Kura karşı alınan önlemler

Döviz kurunda son dönemde yaşanan hareketliliğe karşı ekonomi yönetiminin aldığı önlemler özellikle güven ortamının yeniden tesis edilmesini amaçlıyor. Bu kapsamda finansal istikrar, piyasa etkinliği ve ekonomide yeni dengenin sağlanması öncelikli hedefler olarak öne çıkıyor. Türk Lirası ve döviz likidite yönetimi ise hedefe ulaşmada önemli birer araç. Peki döviz kurundaki bu gelişmelere karşı son dönemde özetle neler yapıldı?

Ağustos ayında dövizde yaşanan sıçrama öncesi Merkez Bankası nisan, mayıs ve haziran aylarında 3 ayrı oturumda* toplamda 500 baz puanlık artışa gitmişti. Merkez Bankası, ağustos ayı içerisinde en yüksek seviyeye ulaşan döviz kurlarına karşı yeni bir hamle olarak bankaların ihtiyaç duyduğu tüm likiditenin sağlanacağını açıkladı. Piyasalara 10 milyar TL ve 6 milyar ABD Doları ile 3 milyar ABD Doları tutarında altın cinsinden likidite sağlandı. Türk Lirası (250 baz puan) ve yabancı para (400 baz puan) zorunlu karşılık oranları indirildi. Yabancı para yükümlülükler için azami ortalama tesis imkanı yüzde 8’e çıkarıldı. Likidite yönetimine ilişkin tedbirlere ilaveten miktar yöntemi ile haftalık repo ihalesi de açmayarak piyasaları likidite ihtiyaçları için gecelik borçlanmaya yönlendirdi ve döviz depo ihalelerinde 17.75 olan faizi, faiz koridorunun üst bandı olan 19.25 olarak belirledi. Bu hamleyle kısa süre de olsa TL’deki değer düşüşü yavaşlatıldı. Bunlara ilaveten bankaların döviz depo limitleri 7,2 milyar eurodan 20 milyar euroya çıkarıldı. Son olarak 13 Eylül’deki PPK’da faiz 625 puan artırılarak yüzde 24’e yükseltildi. BDDK tarafında ise yurt içi bankaların TL verip döviz aldıkları swap ve benzeri işlemler toplamlarının öz kaynakların yüzde 50’sini (daha sonra yüzde 25 ve günlük hesap) geçemeyeceğini duyuruldu. Daha sonra bu işlemlere bankaların vadede TL alım yönünde gerçekleştirecekleri forward, opsiyon ve bu gibi swap dışındaki türev işlemlerinin de dahil edilmesine karar verildi. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ise sermaye piyasalarının güvenilir bir şekilde işlemesi için tüm tedbirlerin alındığını belirtti.

Kurdaki hareketliliğin yeniden arttığı günlerde hükümet kanadında ise Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak mevduatlara el konulmayacağı ve dövizlerin TL’ye çevrilmeyeceği ilan etti. Para politikası ile eşgüdümlü şekilde ilerleyen maliye politikası çerçevesinde bütçe disiplinine önem verileceğini ve kamuda tasarruf tedbirleri alınacağını açıkladı. Bütçe dışı giderler için taviz verilmeyeceği ve gerektiği durumda hedeflenen göstergeler için mali kural uygulanacağı ilan edildi. Piyasaların beklentisinin çok altında kalan yeni ekonomi yaklaşımı sunumu ile ekonomide istikrarın yeniden tesis edileceğine ve orta vadeli plana vurgu yaptı. Daha sonra binlerce yatırımcıya telekonferans yöntemiyle yaptığı açıklamada serbest piyasa ekonomisinden sapma olmayacağını ve IMF ile görüşme planlanmadığını açıkladı. Bunlara ilaveten ihracat bedellerinin ihracattan sonraki 180 gün içinde Türkiye’ye getirilmesi ve en az yüzde 80’inin bir bankaya satılması zorunluğu getirildi. Ayrıca kira bedellerinin Türk Lirası’na çevrilmesi zorunlu hale getirildi. Kurdaki artışla ilgisi olmamasına rağmen fiyatlarında artışa gidenler hakkında işlem yapılacağı duyuruldu. Yerli ürünlerin tüketimi teşvik edildi ve Türkiye’de üretilen ürünlere yerli üretim logosu eklenmesi kararlaştırıldı. Bu önlemler, dövize olan talebi azaltması beklenen önlemlerden sadece bazıları. İçinde bulunduğumuz durum Türkiye’de ekonomi yeni dengesini bulana kadar daha çok önlem alınması gerektiği gösteriyor. Belki de son 15 yılda uygulanması gereken yapısal politikalar yeni dönemde kendine mecbur bırakıyor.

*Not: Merkez Bankası faiz artırım kararları (2018)

  • 25 Nisan 12,75 - 13,50 (75bp)

  • 23 Mayıs 13,50 - 16,50 (300bp)

  • 7 Haziran 16,50 - 17,75 (125bp)

  • 13 Eylül 17,75 – 24 (625bp)

Tüm yazılar

1/3