Faizin gittiği yer

Merkez Bankası, 13 Eylül’de politika faizini 625 puan artırarak yüzde 17,75’ten yüzde 24’e yükseltti. Böylelikle uzun zamandır beklenen faiz artırımı, beklentilerin de üzerinde gerçekleştirmiş oldu. Faiz oranındaki bu seviye küresel piyasalarda Arjantin ve Surinam’dan sonra en yüksek faiz oranı olarak kayda geçti.

Faiz, Merkez Bankası’nın bağımsız olduğunu göstermesi bakımından önemli bir araca dönüştürülmüştü. Artırım beklentisini artıran en önemli faktörlerin başında mevcut piyasa faizlerinin bulunduğu seviyelerde Merkez Bankası’nın politika faizinin beklentileri karşılamadığı gerçeğiydi. Döviz likiditesini artıracak ve kurdaki baskıyı hafifletecek önlemler çerçevesinde politika faizi 625 puan artırılarak etkin para politikası uygulanacağı ilan edilmiş oldu. Banka aslında son artırımla faizi bundan sonraki artırımlarda etkin olacağı seviyeye getirmiş oldu. Fakat burada önemli bir nokta var. Mahfi Eğilmez’e göre Merkez Bankası aslında 625 puan değil 475 puan artırıma gitti. Yazıya göre TCMB, bankaları fonlamada gecelik borç verme yöntemini kullanıyordu. Ağırlıklı Ortalama Fonlama Maliyeti denilen faiz “gecelik borç verme faizi” ile “politika faizinin” ağırlıklı ortalamasına göre belirlenen faiz. Bu oran 19,25 oranlarında bulunuyordu. Bulunduğu seviyeden düşünüldüğünde reel artış aslında 475 puan olmuş oluyor.

Faizin nereye gittiği nereden geldiğinden daha önemli. Bugün TCMB politika faizi yüzde 24’e dayandı, piyasada faiz yüzde 35’leri aştı. Yatırım yapmak isteyen bir girişimcinin bir bankaya gittiğinde katlanması gereken maliyet gittikçe artıyor. Bu durum Merkez Bankası’nın bundan önceki ekonomi hedeflerdeki sapmalara karşı gecikmiş tepkilerinin sonucudur. Aynı zamanda Türkiye’nin ekonomi hedeflerinden giderek uzaklaştığının bir itirafı olmuştur.

Tüm yazılar

1/3